Gece Evi Rpg

Gece Seni Seçti! Kaderin Gece Evi'nde Seni Bekliyor..
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Profesor Yemekhanesi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nyx
Admin


Kayıt tarihi : 22/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi: Tanrıça
Karakter Türü:

MesajKonu: Profesor Yemekhanesi   Ptsi Ocak 25, 2010 1:05 pm

Mukemmel yemeklerin profesorerimize sunuldugu yer burasidir. Balkon bolumunden ogrencileri izlerken bir yandanda yemeginizin tadini cikartabilirsiniz.
!!!RP IN!!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gece-evi-rpg.turkforumpro.com
Senri Shiki
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 26
Nerden : Tulsa

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Kırmızı Vampir

MesajKonu: Geri: Profesor Yemekhanesi   Perş. Ocak 28, 2010 7:17 pm

Yemekhaneye girer girmez eski sevgilisi kalorifer ile bir yemege cikan Kyou Keiko ve beni bas basa birakmisti. Keiko basini islak govdeme yaslamis dikiliyordu. Ah Nyx damgali olmamiz cekiciligini arttirirken sarf ettigim guc anlatilamazdi bile. Beyaz taslardan yemekhanede biraz islaklik olmasi da ayri bir hava katmisti... O kalp seklinde cicekler, tisortum ve bu... Sanki ogrenciler birseyler dusunsun diye birakmisi z gibi... Seyy aslinda bunlari dusunuyorsam ben de dusunmuyorum degil. Paradox mu yasiyorum? Ah beynim cok dusunmekten yoruldu... Eski cetelik yaptigim gunleri dusunmek istiyordum ama Keiko'mun karsisinda kutuk gibi kalmak hic hic istemiyordum. Ayrica ona sarilip onu opmeyi herseyden cok istiyordum.

Keiko'mun pembemsi dudaklarina baktim ve gulumseyerek ona ne kadar essiz oldugunu soyledim. Islak kahverengi saclarindan bir damla vucudumda kayip kaslarimin altina, kasiklarima kadar indi ve icimi bir urperti kapladi. Kolarimi Keiko'mun etrafina doladim ve onu kendime cektim. Zaten islak olan elbisesi daha da islanmisti ama bu bizi rahatsiz etmiyordu... En azindan beni rahatsiz etmiyordu. Gozlerimi Keiko'nun gozlerine kenetledim ve bir anda kalbimin kut kut attigini hissettim. Dudaklarimi yumusakca onunkilere bastirmam ile dilim sevincten havalara ucuyordu... Ne yani Fransiz'lar gibi opusemez miyiz? Keiko'mu opmeyi birakmadan onu kucagima aldim. Bu gelini kapinin esiginden gecirirken aldiginiz sekilde bir kucaga almaydi yoksa sapiklik niyetim yok. Keiko'mu opmeyi birakinca kafasini gogusume yaslamasini rica ettim. Zaten cok hafti ve bu siralar formdan dusmustum. Ayrica onu yakinimda hissetmeyi seviyordum. Yuzume kocaman bir gulumsemenin yayilmasina engel olamamistim.

Kendi eksenim etrafinda bir tur dondum ve Keiko ile kahkahalara bogulduk. Bu sirada Kyou'nun kalorifer ile tatli yemeye basladigini dusunuyordum. Hey, cizgifilm hayati yasamak istemem suc mu yani? Hic sanmiyorum... Herkesin hayalleri vardir. Su anki hayalim ne mi? Keiko'mu asla ama asla birakmamak ve kalbime bu kadar yakinda tutmak. Ah evet su anda tek istegim bu. Istediginizi soyleyin ama asik oldugunuzda siz de beni anlayacaksiniz. Keiko'mun donerken havalanan saclari burnuma temas edince bir an sadece o an olsun istedim hersey. Onun o cicek kokulu saclarini yikayan yagmurun ve onun kokusunun mukemmel bulusmasini almak sadece. Ah Nyx sanirim bir psikoloha gorunmeliyim... Keiko'mun benim dusuncelerimi anladigini unutup bir psikologa gorunmeliyim diye dusunmemin ardindan gulmemek icin yanagimi isirdim ve lanet olsun ki kanattim. Kanimi emmek istemiyordum onu Keiko'ya vermek istiyordum...

Igrenc diyebilirsiniz ama Keiko'yu optum ve dilimi onun diline surterken kanimi ona vermeye basladim. Kyou bunu anlamiyordu ve iyi ki anlamiyordu. Anlasaydi kesin gozlerini devirir ve giderdi. Ah evet oyle bir giderdi ki dogdugumuza pisman olurduk. Keiko'm kanimi emerken ben de kan sehveti baslamasin diye dualar ediyordum. Bu sirada Keiko'yu tek bir koluma yukledim ve diger kolum ile buz dolabindan ona kocaman bir sandvic cikarttim. Aciktigini soylemisti ve bir sandvicten daha iyi ne gelebilirdi? Evet dogru tahmin kanli sarap ve bir sandvic. Hazirda bulunan bir torba kani bir sise sarap ile karistirirken Keiko tabii ki yere basiyordu. Ayrica onunla opusmeyi kesmistik. Kanli sarabi hazirlayinca uc bardaga doldurdum ve Kyou ve kendime de sandvic cikartip masalara yoneldim. Arkamdan geldiklerini umuyordum cunku bu kiz milleti sag gosterip sol cakan bir milletti...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Geri: Profesor Yemekhanesi   Cuma Ocak 29, 2010 7:10 pm

Shiki'nin iltifatları ve öpücüğünden sonra nostalji yaşamayı bırakmış, asıl dünyaya dönmüştüm. Beni kucağına alıpmbir tur etrafımızda döndürdükten sonra, yeniden dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Lâkin bu seferkinin tadı diğerinden daha farklı olarak dolgun ve ihtiraslı bir havayla süsleten Shiki'nin yaşam pınarıyla bezenmişti. Beni tek koluna yükleyip sanki onun kucağında onunla öpüşüp kanını emmiyormuşum gibi normal bir şekilde Dolaplardan yiyecek bir şeyler çıkarıyordu. Daha sonra beni kucağından indirip şaraplarıda doldurduktan sonra hepsini bir tepsiye yükleyip cam kenarında bir masaya yöneldi. Kyou'da yeterince ısınmış, masalardan birine doğru yönelmişti. Kyou ile ben karşılıklı cam kenarındaki sandalyelere, Shiki ise yanıma oturmuştu. Bile bile kalorifer tarafına oturan Kyou bu soğuk havada biraz daha ısınmak isterken, ben başımı soğuk cama yaslayıp uyumamak için kendimi zor tutuyordum. Shiki'nin beraberinde getirdiği sandviç ve şaraplardan hemen birini kapıp bariz bir biçimde açlığımı gidermeye başladım. Şarabın içindeki kan tazesi kadar güzel ve baştan çıkarıcı olmasada şaraba ayrı bir hava katmıştı yine. Ben sandviçimden büyük lokmalar alırken, yemekten sonra derhal uyumak için çocuk gibi mızıldanmaya hazırlıyordum kendimi. Bunun için ikizimin bana hemen odamı göstermesi gerekecekti.. Ha, birde birbirimize vermek zorunda olduğumuz açıklamalar vardı. Bugünden yırtabilsemde yarın kesinlikle konuşacaktık ve aslında benimde ona sormam gereken çok şey vardı. İkizimin solgun yüzünü buruşturarak dışarıda yağan yağmur ve soğuktan dolayı çıkardığı homurdanmalar ve yakınmalar dışında pek konuşmadan yemeğini yediğini görünce şaşırmıştım doğrusu. Yani, ne bileyim.. İçimizden birine sandviçin içinde sevmediği bir şey olursa fırlatmasını veya deli gibi konuşurken aynı zamanda yemek yiyebilme kabiliyetini sergilemesini umuyordum. Oysa şimdi sus pus olmuş, mıy mıy bir şekilde yemeğini yiyordu. Daha fazla tereddütte bulunamayıp sandalyemi arkaya doğru iterek masanın üzerinden eğildim ve avuç içimi ikizimin alnına dayadım. Elimin altından bana şaşkın ve bıkkın bakışlar atarken vücudu ile gözleri sanki ayrı ayrı hareket ediyormuş gibi çok normal bir şekilde lokmasını çiğniyordu. Belkide bu kadar sorumluluk onu ruhsal olarak hasta etmiştir, ha? Veya bu kadar ipin ucunu kaçıran öğrenci ile baş etmek.. Onun işinin benimkinden bile ağır olduğunu düşünüyorum bazen, zira ben sadece yüksek rahibeler ve sorumluluklarını bilen vampirlerle irtibat kurarken, erişkin vampirlik düzeyine daha hala ulaşamamış çaylakların güvenliğini sağlayıp onları adam etmek bir hayli zordu. Bazı çaylaklara anaokulu öğretmeni gibi ilgi göstermen bile gerekiyordu... Bu yüzden Nyx'ten ikizime sabır vermesini diliyordum sürekli.. Ugh, uzun zamandır aramıyor olabilirim, ama o kadar da kendine bencil biri değilim!.. İkizimi düşünmem sizi şaşırtmasın, zira o kadar kişinin ağız kokusunu çekerken kardeşimi en azından düşünemeyecek kadar aciz olmadığımı bilmelisiniz..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kyou Kitagawa
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

MesajKonu: Geri: Profesor Yemekhanesi   C.tesi Ocak 30, 2010 3:02 pm

Pencerenin eskimiş silikonlarından geçerek yine beni bulan soğuk hava kalorifere yapışmama ve gücümü kullanmadan ısınmak için Nyx'e dua etmeme sebep olmuştu. Tamam, Nyx'e dua etmek kötü bir şey değil, aksine süper bir şey; ama kaloriferle bu kadar içli dışlı olmak dışarıdan yanlış çizilen bir profile neden olabilir.

Keiko'nun o makama getirildiğini ilan ettikleri günü dün gibi hatırlıyorum, ve o gün olduğu gibi ürperiyorum. Yine ben odamda önüme gelen kağıdı imzalıyor ve ardından rasgele bir yere fırlatıyordum. Keiko izin verse, uçak yapıp camın önünden geçen çocuklara fırlatacaktım. Bu yüzden de Keiko bir yandan kağıtları topluyor, bir yandan da eğer 'saçma' bir şey yapmaya kalkışırsam tüm bu kağıtları ağzıma tıkacağını söylüyordu. Ben ters ters ona bakmaktan önümdeki yazıyı okumuyordum bile. Keiko bir gün bu yüzden başımın derde gireceğini söylerken birden kapım açılmış ve içeriye, benim ayaklarımı masadan indirmeme neden olacak kişiler girmişti. Bir çok yüksek rahibe odama doluşurken ben saf saf bakıyor, ve Keiko'nun şom ağzına ağır küfürleri seçmeye özen göstererek içten içe saydırıyordum.

Ancak Yüksek Rahibelerin buraya geliş amacı ben değil Keiko idi. Ben kendimi, o yine hangi belaya bulaştıysa, onun yerine suçlu göstermeye tam başlayacakken yüzlerindeki gülümseme ile takıldım kaldım. Hem ciddi, hem de gururlu bir gülümseme süslüyordu en öndeki kadının yüzünü. Kapının önünde bekleyen Erebus'un oğulları ise sırtlarını odama dönmüş, pür dikkat koridoru izliyorlardı. Gözlerimi aniden Keiko'ya çevirmeme neden olan şey onun Yüksek Rahibelerin Yüksek Rahibesi seçildiğini söyleyen kadının sözleri idi. Ben şaşkınlık, gurur, sevinç ile allak bullak olurken, bu duyguların güzel bir tezat olduğunu geçiriyordum aklımdan.

Neyse ki, Keiko'yu benden söküp alacakları o sırada aklıma gelmemiş ve bu duygu karışıma bir tanesini daha eklememiştim. Ancak kısa bir tebrikten sonra daha ikizime sarılıp onun adına ne kadar mutlu olduğumu söyleyemeden onunla birlikte odadan çıktılar. Ben de yüzümdeki karmaşayı olabildiğince gizleyerek onların ardından Gece Evi'ni dış dünyayla ayıran kapıya kadar gittim. Yüzüme takındığım sevimli, gururlu ve haylaz gülümseme arasında bu işlerle ilgili şakalar yapıyor, aldığı sorumlulukla üstüne yük binmiş olan ikizimi rahatlatmaya çalışıyordum. Onun da yüzünde beliren buruk gülümsemeyi görmezden gelmeye çalışıyor ve ona saçma sapan öğütler yağdırıyordum.

Onlar kapıdan çıkınca, hatta geldikleri konvoy gözden kaybolunca bile, kapıya sırtım ile yaslanıp onların ardından bakmaya devam ettim. Keiko ile bizi ayırmışlardı işte... Asla ayrılmayacağımı, her zaman bana destek olacağını sandığım ikizime binlerce sorumluluk yükleyip peşlerinden sürüklemişlerdi. Tamam, biliyorum o her zaman benden daha çalışkan bir öğrenci oldu ama bu okulun müdürlüğü ona vermesine sebep olmadı hiç. Ve evet, çok iyi biliyorum ki o hepimizden daha güçlü, daha akıllı, daha olgun ve daha mantıklı ama o yokken benim de mantığım kayboluyor işte. Benim adam olmamı sağlayan kişi Keiko idi. O yokken kim benim etrafa saçtığım kağıtları toplayacak? Kim benim açık bıraktığım müzik setini binbir mızmızlanma eşliğinde kapatacak?

Sırtımı duvardan ayırmadan yere oturdum ve kollarımı göğsüme çekmiş olduğum dizlerime doladım. Başımı bir an olsun ufuk çizgisinden ayrımıyor, konvoyun geri gelip ikizimi bana geri vermelerini bekliyordum. Boş umutlar, umutsuzluktan iyidir, değil mi? Günün ağarmasında çok az bir vakit kala profesörlerden biri gelip beni aceleyle içeriye sokmuştu. Zira güneş altında, bir parça dana eti gibi kızaracağımdan hiç şüphem yoktu. Ama dedim ya; Keiko gidince benim mantığım da gitmiş oldu. Ve çok derinlere gömdüğüm mantığımın tekrar filizlenmesi için bayağı bir uğraş verdim. Her neyse, Keiko bunları bilmediği sürece bir sorun yok.

Ben tüm bu düşünceler arasında sakin sakin, ve içindeki ketçabı bile yiyerek, sandviçimi yerken Keiko sandalyesinden kalkıp masanın üzerinden uzanarak elini alnıma koymuştu. Ben bir yandan sandviçimden büyük ısırıklar koparıyor bir yandan da masum bakışlarla onu izliyordum. Evet, bu böyle sessizce yediğim ilk yemekti Keiko'nun yanında. Zira her zaman ya içindeki turşuyu Keiko'nun sandviçinin arasında koyarken yemeği hazırlayanlara homurdanır, ya da içine bol bol mayonez koydurduğum sandviçimi yerken çocukça şarkılar söylerdim ayaklarımı sallayarak. Hayatımda hiç olmadığı kadar olgun bir gülümseme takınıp, kendimi bile bir hayli şaşırtarak, Keiko'nun elini alnımdan çektim. "Hasta değilim ikiz. Sakin ol." dedim sakin bir tonla ve tekrar sandviçime yumuldum. Sessizce lokmalarımı çiğnerken zihnimi boşaltmaya çalışıyordum. Ah lanet olsun! O yokken öyle yalnız hissediyordum ki kendimi. Kabuslarımdan uyandığımda beni yatıştırmaya çalışan Keiko'yu yanımda göremeyince ağlama krizlerine giriyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Senri Shiki
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 26
Nerden : Tulsa

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Kırmızı Vampir

MesajKonu: Geri: Profesor Yemekhanesi   C.tesi Ocak 30, 2010 4:46 pm


Uykumu getiren sessizlikte ani bir hareket ile urpermistim. Keiko elini Kyou'nun alnina dayamisti. Garibime gitiysede yaptiklarina karismadim. Zira ikizlerin beni sandviclerle dovmesini istemem... Sandvicimin son parcasini da yedikten sonra sarabima gectim. Tadinin agizimda patlayacagina emin oldugum lezzetli sarabima. Ilk sarabimi bes yasindayken icmistim. Babam bana suyun lezzetini gostermek icin sarap vermis ve yemegi sarap icerek bitirmemi istemisti. Gurur ile sarabi kafama dikmem ile kusmam bir olmustu ve herkes cok gulmustu. Eski anilarimi dusundukce gulumsuyorum hala... Sarabimi yudumladim ve kanin tadini almak icin agizimda beklettim. Kanin lezzetli tadi damagimda patlayinca hemen yudumumu yuttum ve butun kadehi kafama diktim. Zira benim gibi bir kan emici iseniz bunu yapmak size yanlis gelmez... Keiko'mun sandvicini bitirmedigini gorunce gozlerimi devirdim ve Keiko'mu opup ona sandvicini yemesini soyledim. Bu sirada Kyou ise kaba hatta ayip bir tavirla sandvicini yiyiyordu. Lise zamanindaki ben olsaydim su anda onun fotografini cekmis ve internete yayinlamak icin odama cikmistim. Fakat su anda ben anlayisli ve iyi biriydim. Cebimden bir mendil cikarttim ve Kyou'nun agizinin kenarini sildim. Keiko'ma garip gelse bile Kyou benim dostumdu ve dostumun rezil olmasina katlanamam. Agizinin kenarlarini iyice sildikten sonra gulumseyerek ona niyetimin sapiklik olmadigini anlatmam uzerine ikiside yeni anladiklarini belirten bir ses tonu ile haa hmmm gibi sesler cikarttilar. Ne yani dostumun yuzunu temizleyemezmiyim? Yalamadim ki yahu! Yemegimi bitirdigimde onlarda bitirmisti. Arkaya dogru gerindim ve ayaga kalkip ciplak sirtimi beyaz tastan duvara dayadim. Keiko'mun kahverengi gozlerine baktim ve elimi opup ona dogru ufledim. Kyou'nun igrenc buldugu davranislar listesindeki bir numara bu olsa gerekti... Aslinda Kyou ile aramizda anlasmazliklar yok. Sadece sakalasma tarzimiz farkli ve dusuncelerimizde. Yine de onunla cok iyi dostuz. Hatta bir kere mudurun odasindan erken ciksin diye bir ogrenciye kaba-dayilik taslayarak aldigim parasini okulumuzun paragoz mudurune sunmus ve onu cikartmistim. Evet okul mudurumuzu para ile kiralayabilirdiniz... Beni sinir eden sey ise okul mudurumuzun bu kadar basit olmasi... Yani okulun kurallarinda falan yok mu? Tastan duvardan sirtima yayilan soguk ile bir an urperdim ve titredim. Ah sogugu cok sevsem bile fazlasi zarardi. Acikcasi sogukta kalip sonra saatlerce tuvalette oturup kaka yapmak midemi bulandiriyordu... Ne yani tuvalette kendimi garip hissediyorum. Bu kucukken aynalarla ilgili anlatlan hikayelerin sonucu olsa gerekti. Yok Kanli Mary yok savasta-olmus-arap-kizi... Hepsi beni urpertmis ve tuvalete girdigim anda o anda olmasa bile cisimi getirecek kadar buyuk bir ayna fobisi vermisti bana. Fazla mi sey dusunuyorum? Evet kesinlikle... Sirtimi duvardan cektim ve ahsap masaya elimi dayayarak oylece durdum. Kizlarin gozlerini devirdigini ve Keiko'mun kaslarimi hayranlikla izledigine emindim. Hey sevgilimin beni ustum ciplakken ayri bir begenmesi yanlis degil. Bu gibi dusunceleri beyninize hangi geri zekali sokuyorsa cikartin! Sevismek veya cinsel yonden begenilmek bir suc degil! Hem... Hmm... Suc degil iste! Bu kadar cok dusunmekten basim agriyor... Sasmamali sonucta gunde max. bir saat ders calisabilen birinden ne beklersiniz? Dunyayi, sevgilimi ve okulu korumami ayrica hep sporcu fizigine sahip olmami... Ciddiyim bu kadar yapili bir vucut ile model olabilirim... Aslinda fena fikir degil... Iyi para getirir. Ama Keiko'mun aski para ile satin alinamayacak kadar degerli...

Yorgunluktan neredeyse bayilacagim... Ayrica bu kadar dusunmek beynimin afedersiniz icine etti... Keiko'mun elini tutup onu kaldirdim ve kolarimi beline dolayip burnumu burnuna surtmeye basladim. Kyou'nun bizi anlayis ile karsilayacagini umuyordum cunku sevgilim ile ne opusuyor ne sevisiyordum... Keiko'mun sacinin kokusunu icime cektim ve beni yiyip bitiren cicek kokusu ile dizlerimin baginin cozulmesi bir oldu. Keiko'mun ustune oylece yigilmistim ve cok utanmistim... Nyx neden bunu bana yasatiyorsun? Ustunden bir an once kalktim ve onuda kaldirip kipkirmizi olmus yanagina bir opucuk kondurdum. Beynimin catlayacak gibi olmasi ile bu sefer ciddi bir sok yasadim ve bayildim... Kafami yere sert vurmus olacagim ki basimin kanadigini hissediyordum. Butun olanlari bir ruya olarak goruyordum... Tanricam neler oluyordu? Neden butun hersey bitkilerden yapilmisti? Evler kayalardan ve cidden cok guzel gozukuyorlardi. Vay canina! Bu hayatimda gordugum en guzel gul bahcesiydi! Gul bahcesine kostum ve bir gul koparttim. Sonra gulu iyice kokladim ve Keiko'mun kokusunu aldim. Gulumseyerek tastan eve girdim ve bitkilerden yapilmis bir giysi icindeki Keiko'ma arkadan sarilip boynunu optum. Istedigim dunya buydu iste. Hersey dogal ve guzel... Hic uyanmamayi istiyordum. Yapraklardan dikilmis pantolonumu birinin cekistirmesi ile yere baktim ve hayatimda gordugum en tatli bebegi gordum. Tanricam bu bizim miydi simdi? Kizimizi kucagima aldim ve alnini optum. Bir anda hersey degisti. Evimiz tamamen dogaya zarar veren maddelerden yapilmisti ve giysilerimiz hayvanlarin kurklerindendi. Keiko'm bir baska erkekleydi ve kizimizin cesedi kucagimdaydi. Yerdeki atiklar... Dogaya verilen zarari gordugumde birden bayilacak gibi oldum fakat zaten baygindim. Keiko'm bana bir bati ve elindeki hanceri kalbime sapladi. Hancerinin kasimi yirtip kalbine girmesi ile cigliklar atarak uyandim ve kanayan basimin acisi ie inledim. Keiko'mun korkudan rengi solmustu ve gozleri aglamaktan kanlanmisti. Dogruldum ve elimi basima goturup ne kadar kanadigina baktim. Yerdeki minik kan golcugune gore cok fazla kan kaybetmistim. Olamaz kana ihtiyacim vardi... Keiko'ma ozur dilercesine bir bakis attim ve boynunu isirip kanini emmeye basladim. Tanricam bu tat cok iyi geliyordu. Kanini asiri fazla emdigimi anlayinca dislerimi cektim ve boynunu kabuk baglasin diye yaladim. Igrenc gelebilirdi ama cok lezzetli ve zevkliydi. Basimdan akan kanlar durunca hemen masaya oturdum ve Kyou'dan bana bir sandvic getirmesini istedim. Ahh... Basimin agrisi beni oldurecek iken gulumsemeye calismam ile acisi ikiye katlaniyordu. Gozumden iki damla yas akti ve masaya carpti. Kyou elinde koca bir sandvic ile gelince ac bir kurt gibi salamli sandvici yedim ve tam odama gitmeye hazirlaniyordum ki bu gece Keiko'm ile yatmak istedigime karar verdim. Keiko'ma benimle yatmak isteyip istemedigini sorarken beni yanlis anlamamasini umuyordum. Sonucta amacim masumdu onu yataga atip tavsanlar gibi hop hop sevismek degil... Zaten bunu yapamayacak kadar yorgunum... Yoksa yapmak istemem degil tabii ki. Hadi ama hangi erkek istemez ki? Hem ilk seksimi onunla paylasmak isterim. Su anda bunu neden dusunuyorum ki? Tanricam cidden sadece cinsellik dusunecek kadar sig olmadigimi soyle!

Ayaga kalkmak icin Keiko'mdan destek almistim. Ayaga kalkar kalkmaz kolumu beline doladim ve onunla yatmami isteyip istemeyecegini sordum. Cevabini beklerken kalbim kut kut adiyordu ve gogus kafesim birazdan acilacakti... Bu arada ben cok fena asik olmus olacagim ki su anda utancimdan terliyorum. Bir dakika bu ter degil! Olamaz tavandan su damliyor... Garanti bunu ben duzeltecegim... Hayatimin icine etseler bile Keiko'mun yakininda oldugum surece sorun yok. Hayir cidden hic sorun yok. Gerekirse Keiko'm icin bilegimi kesecegimi bilen biliyor. Zira bir kere yapmistim ve kanimi ona sunmustum. Benim canimi acitmamak icin kanimdan azicik emmis olmasi gercegi hep beynimi kemirmisti. Hala bunu dusunuyorsam hala kemiriyor demektir. Bir ara beynimde fare avina cikmaliyim ve erki anilardan kotu olanlari silmeliyim... Mesela ilk askimi falan filan. Kabul ediyorum ki Keiko benim ilk askim degil... Ilk askim bir yaz kampinda tanistigim bir kiz ve onun yuzunden depresyona girmistim. Fakat simdi bakinca Keiko'm ona on bin basar. Gerek dis gerek ic guzelligi ile kalbimdeki boslugu fazlasiyla dolduruyor zaten. Yanlis anlamayin onu sevdigim icin onunla beraberim onu kullanmiyorum. Zaten onu kullaniyor olsaydim simdiye kadar bir harekette bulunmus ve onunla sevismis olurdum degil mi? Meeh, bunu dusunemeyecek kadar yorgunum ve Keiko'mun cevabini bekliyorum... Tanricam ne kadarda dusundu... Ya da ben cok cabuk dusunuyorum. Ah biri beni vursun... Ciddiyim cunku bu gidisle gozlerinin altinda mor halkalarla dolasan manyak cocuk olacagim...


Yorgunluktan neredeyse bayilacagim... Ayrica bu kadar dusunmek beynimin afedersiniz icine etti... Keiko'mun elini tutup onu kaldirdim ve kolarimi beline dolayip burnumu burnuna surtmeye basladim. Kyou'nun bizi anlayis ile karsilayacagini umuyordum cunku sevgilim ile ne opusuyor ne sevisiyordum... Keiko'mun sacinin kokusunu icime cektim ve beni yiyip bitiren cicek kokusu ile dizlerimin baginin cozulmesi bir oldu. Keiko'mun ustune oylece yigilmistim ve cok utanmistim... Nyx neden bunu bana yasatiyorsun? Ustunden bir an once kalktim ve onuda kaldirip kipkirmizi olmus yanagina bir opucuk kondurdum. Beynimin catlayacak gibi olmasi ile bu sefer ciddi bir sok yasadim ve bayildim... Kafami yere sert vurmus olacagim ki basimin kanadigini hissediyordum. Butun olanlari bir ruya olarak goruyordum... Tanricam neler oluyordu? Neden butun hersey bitkilerden yapilmisti? Evler kayalardan ve cidden cok guzel gozukuyorlardi. Vay canina! Bu hayatimda gordugum en guzel gul bahcesiydi! Gul bahcesine kostum ve bir gul koparttim. Sonra gulu iyice kokladim ve Keiko'mun kokusunu aldim. Gulumseyerek tastan eve girdim ve bitkilerden yapilmis bir giysi icindeki Keiko'ma arkadan sarilip boynunu optum. Istedigim dunya buydu iste. Hersey dogal ve guzel... Hic uyanmamayi istiyordum. Yapraklardan dikilmis pantolonumu birinin cekistirmesi ile yere baktim ve hayatimda gordugum en tatli bebegi gordum. Tanricam bu bizim miydi simdi? Kizimizi kucagima aldim ve alnini optum. Bir anda hersey degisti. Evimiz tamamen dogaya zarar veren maddelerden yapilmisti ve giysilerimiz hayvanlarin kurklerindendi. Keiko'm bir baska erkekleydi ve kizimizin cesedi kucagimdaydi. Yerdeki atiklar... Dogaya verilen zarari gordugumde birden bayilacak gibi oldum fakat zaten baygindim. Keiko'm bana bir bati ve elindeki hanceri kalbime sapladi. Hancerinin kasimi yirtip kalbine girmesi ile cigliklar atarak uyandim ve kanayan basimin acisi ie inledim. Keiko'mun korkudan rengi solmustu ve gozleri aglamaktan kanlanmisti. Dogruldum ve elimi basima goturup ne kadar kanadigina baktim. Yerdeki minik kan golcugune gore cok fazla kan kaybetmistim. Olamaz kana ihtiyacim vardi... Keiko'ma ozur dilercesine bir bakis attim ve boynunu isirip kanini emmeye basladim. Tanricam bu tat cok iyi geliyordu. Kanini asiri fazla emdigimi anlayinca dislerimi cektim ve boynunu kabuk baglasin diye yaladim. Igrenc gelebilirdi ama cok lezzetli ve zevkliydi. Basimdan akan kanlar durunca hemen masaya oturdum ve Kyou'dan bana bir sandvic getirmesini istedim. Ahh... Basimin agrisi beni oldurecek iken gulumsemeye calismam ile acisi ikiye katlaniyordu. Gozumden iki damla yas akti ve masaya carpti. Kyou elinde koca bir sandvic ile gelince ac bir kurt gibi salamli sandvici yedim ve tam odama gitmeye hazirlaniyordum ki bu gece Keiko'm ile yatmak istedigime karar verdim. Keiko'ma benimle yatmak isteyip istemedigini sorarken beni yanlis anlamamasini umuyordum. Sonucta amacim masumdu onu yataga atip tavsanlar gibi hop hop sevismek degil... Zaten bunu yapamayacak kadar yorgunum... Yoksa yapmak istemem degil tabii ki. Hadi ama hangi erkek istemez ki? Hem ilk seksimi onunla paylasmak isterim. Su anda bunu neden dusunuyorum ki? Tanricam cidden sadece cinsellik dusunecek kadar sig olmadigimi soyle!

Ayaga kalkmak icin Keiko'mdan destek almistim. Ayaga kalkar kalkmaz kolumu beline doladim ve onunla yatmami isteyip istemeyecegini sordum. Cevabini beklerken kalbim kut kut adiyordu ve gogus kafesim birazdan acilacakti... Bu arada ben cok fena asik olmus olacagim ki su anda utancimdan terliyorum. Bir dakika bu ter degil! Olamaz tavandan su damliyor... Garanti bunu ben duzeltecegim... Hayatimin icine etseler bile Keiko'mun yakininda oldugum surece sorun yok. Hayir cidden hic sorun yok. Gerekirse Keiko'm icin bilegimi kesecegimi bilen biliyor. Zira bir kere yapmistim ve kanimi ona sunmustum. Benim canimi acitmamak icin kanimdan azicik emmis olmasi gercegi hep beynimi kemirmisti. Hala bunu dusunuyorsam hala kemiriyor demektir. Bir ara beynimde fare avina cikmaliyim ve erki anilardan kotu olanlari silmeliyim... Mesela ilk askimi falan filan. Kabul ediyorum ki Keiko benim ilk askim degil... Ilk askim bir yaz kampinda tanistigim bir kiz ve onun yuzunden depresyona girmistim. Fakat simdi bakinca Keiko'm ona on bin basar. Gerek dis gerek ic guzelligi ile kalbimdeki boslugu fazlasiyla dolduruyor zaten. Yanlis anlamayin onu sevdigim icin onunla beraberim onu kullanmiyorum. Zaten onu kullaniyor olsaydim simdiye kadar bir harekette bulunmus ve onunla sevismis olurdum degil mi? Meeh, bunu dusunemeyecek kadar yorgunum ve Keiko'mun cevabini bekliyorum... Tanricam ne kadarda dusundu... Ya da ben cok cabuk dusunuyorum. Ah biri beni vursun... Ciddiyim cunku bu gidisle gozlerinin altinda mor halkalarla dolasan manyak cocuk olacagim... Zaten yeterince manyagim... Tanricam bunlari ben mi soyluyorum. Tamam uyumaliyim! Keiko'nun cevabimi soylemesi ile kendime glecektim ki cevabi tam soylemeden once bir durup dusundu... Lanet olsun dusunmelerinden nefret ediyorum... Zaren daha ayakta zor duruyorum... Bir dakika ayakta duramiyorsam nerede duruyorum? Lanet olsun masanin oturma yerine yatirilmisim ve haberim yok... Ayrica uyuyorum... Utanmak icin dogru zaman mi? Kesinlikle...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Geri: Profesor Yemekhanesi   Ptsi Şub. 01, 2010 8:39 pm

"Hasta değilim ikiz. Sakin ol."

Ah, hayır.. İçimden 'Bundan emin misin?' diye geçirirken gözlerimi kısmış dikketle ikizimi süzüyordum. Tanrım, ne zamandan beri bu kadar büyüdü? Dış görünüş olarak söylemiyorum elbet, zaten minyon bir yapımız olduğundan bizim için 'ne kadar da büyümüşsün sen!' diyen insanlara gıcık olurum.. Benim kast ettiğim şey 'ne zamandan beri yaşının adamı gibi davranıyorsun?'du, çünkü yüzüne oturttuğu gülümseme ve bana 'sakin olmamı' söylemesi onu tıpkı hergün karşılaştığım ve odama girip çıkan -neredeyse iki yüz yaşında ama taş çatlasa yirmi beşinde gösterenlerden- vampirlere benzetmeme neden olmuştu. Açıkçası bu gülümsemeyi hergün görmesem Kyou'nun hasta olduğuna kesin bir kanaat getirebilir, derhal onu revire yolayıp eski haline dönene kadar bir koli konserve turşu yemeye zorlayabilirdim lâkin şu durumda sadece onun ben gittiğimden beri 'olgunlaştığını' görebiliyor, ve hayret ediyordum... Ben gittiğimden beri eğer bu kadar sorumluluğun altında hala böyle sağlıklı[!?] ve daha olgun görünebiliyorsa ben buradayken ki davranışlarından dolayı kendimi asıllı tutacaktım...


Bizi ayırdıkları günden beri benimde yaşantım eskisi gibi olmamıştı; eskiden ben haylaz ikizimin arkasını toplarken şimdi çoğu yalaka insan[vampir] topluluğundan oluşan bir grup benim arkamı toplamaya çalışıyordu ve ben buna 'kesinlikle' alışık değildim. Kyou'yu ne kadar merak etsemde yaşımdan dolayı bana ebeveyn muamelesi yapan sekreter ve muhasebe çalışanları, benim adıma tüm çalışma hayatıma-kısacası yaşantıma- el koymuşlardı. Ben küçüklüğümden beri sessiz biri olmamın cenemesini çekerken, ikizim eğer burada olsaydı onlara iki okkalı laf ederek hayatımdan çekilmelerini söyleyebilirdi, fakat ben bunu yapamazdım işte. Herşeye bu kadar yeni ve toyken bunu bilenlerden yardım alma çabalarım onların artık sonsuzluğa uzanan hayatıma el koymalarını sağlamış, Kyou'suz yosun tutmuş olan hayatımı iyice dipsiz kuyunun içine çekivermeleri için iyi bir fırsat olmuştu. Diğerleri odama girip çıkar ve birşeyler ile uğraşıp aslında kendileri çoktan karar vermiş oldukları şeyleri anlatıp sadece başımı sallayıp mühürlemem için uzattıkları kağıtları zafer ifadesi ile dosyalarken, ben etrafımdaki girdabın en ortasındaki kanatları kesilmiş serçe gibi hissediyordum kendimi. Güvercin yerine neredeyse ağzına kadar kuzgun doluymuş gibi hissettiren bu makamdayken ise Kyou'ya duyduğum özlemle kendimi içine attığım yalnızlıktan kurtaran Shiki olmuştu hep. Sürekli bana destek olurken oda onca işinin arasında yanımda olmayı asla ihmal etmiyordu. Derler ya; 'acemi balı' diye, buda benim gibi saf bir insanın şansıydı işte.. Etrafımdaki kısır döngü ve hilebazlıklardan kendimi kurtarmak için atabileceğim çok sağlam iki kapı vardı hayatımda. Onlarsız kesinlikle bu makamda oturmuş olamayacağımı gayet iyi biliyor, aksine tamamen yitip gideceğim için Nyx'in bana verdiği iki meleğe teşekkür, minnet ve sevgimi olduğu gibi sunmaya çabalıyorum.
"Hasta değilim ikiz. Sakin ol."

Ah, hayır.. İçimden 'Bundan emin misin?' diye geçirirken gözlerimi kısmış dikketle ikizimi süzüyordum. Tanrım, ne zamandan beri bu kadar büyüdü? Dış görünüş olarak söylemiyorum elbet, zaten minyon bir yapımız olduğundan bizim için 'ne kadar da büyümüşsün sen!' diyen insanlara gıcık olurum.. Benim kast ettiğim şey 'ne zamandan beri yaşının adamı gibi davranıyorsun?'du, çünkü yüzüne oturttuğu gülümseme ve bana 'sakin olmamı' söylemesi onu tıpkı hergün karşılaştığım ve odama girip çıkan -neredeyse iki yüz yaşında ama taş çatlasa yirmi beşinde gösterenlerden- vampirlere benzetmeme neden olmuştu. Açıkçası bu gülümsemeyi hergün görmesem Kyou'nun hasta olduğuna kesin bir kanaat getirebilir, derhal onu revire yolayıp eski haline dönene kadar bir koli konserve turşu yemeye zorlayabilirdim lâkin şu durumda sadece onun ben gittiğimden beri 'olgunlaştığını' görebiliyor, ve hayret ediyordum... Ben gittiğimden beri eğer bu kadar sorumluluğun altında hala böyle sağlıklı[!?] ve daha olgun görünebiliyorsa ben buradayken ki davranışlarından dolayı kendimi asıllı tutacaktım...


Bizi ayırdıkları günden beri benimde yaşantım eskisi gibi olmamıştı; eskiden ben haylaz ikizimin arkasını toplarken şimdi çoğu yalaka insan[vampir] topluluğundan oluşan bir grup benim arkamı toplamaya çalışıyordu ve ben buna 'kesinlikle' alışık değildim. Kyou'yu ne kadar merak etsemde yaşımdan dolayı bana ebeveyn muamelesi yapan sekreter ve muhasebe çalışanları, benim adıma tüm çalışma hayatıma-kısacası yaşantıma- el koymuşlardı. Ben küçüklüğümden beri sessiz biri olmamın cenemesini çekerken, ikizim eğer burada olsaydı onlara iki okkalı laf ederek hayatımdan çekilmelerini söyleyebilirdi, fakat ben bunu yapamazdım işte. Herşeye bu kadar yeni ve toyken bunu bilenlerden yardım alma çabalarım onların artık sonsuzluğa uzanan hayatıma el koymalarını sağlamış, Kyou'suz yosun tutmuş olan hayatımı iyice dipsiz kuyunun içine çekivermeleri için iyi bir fırsat olmuştu. Diğerleri odama girip çıkar ve birşeyler ile uğraşıp aslında kendileri çoktan karar vermiş oldukları şeyleri anlatıp sadece başımı sallayıp mühürlemem için uzattıkları kağıtları zafer ifadesi ile dosyalarken, ben etrafımdaki girdabın en ortasındaki kanatları kesilmiş serçe gibi hissediyordum kendimi. Güvercin yerine neredeyse ağzına kadar kuzgun doluymuş gibi hissettiren bu makamdayken ise Kyou'ya duyduğum özlemle kendimi içine attığım yalnızlıktan kurtaran Shiki olmuştu hep. Sürekli bana destek olurken oda onca işinin arasında yanımda olmayı asla ihmal etmiyordu. Derler ya; 'acemi balı' diye, buda benim gibi saf bir insanın şansıydı işte.. Etrafımdaki kısır döngü ve hilebazlıklardan kendimi kurtarmak için atabileceğim çok sağlam iki kapı vardı hayatımda. Onlarsız kesinlikle bu makamda oturmuş olamayacağımı gayet iyi biliyor, aksine tamamen yitip gideceğim için Nyx'in bana verdiği iki meleğe teşekkür, minnet ve sevgimi olduğu gibi sunmaya çabalıyorum.

Shiki'nin 'sandviçini bitir' uyarısıyla mızılsanarak tekrar yemeğe koyulduğumda Kyou'nun ağzının kenarını silerken itiraf etmeliyim, biraz şaşırdım. Uzun zaman önce -biz ayrılmadan önce- böyle olmadığını hatırlarken dış dünyadan kaç asır soyutlaştığımı merak ettim doğrusu. Zira daha biz İşaretlenmeden önceki yaşantımızda bile Kyou Shiki'den hoşlanmazken şimdi dostmuş gibi durmaları -daha doğrusu 'dost olmaları'- için uğraşacakları çaba bana göre bir vampirin ömrüne bedeldi. Fakat biz Kyou'yla ayrılalı sadece iki sene olduğunu düşününce, ürpermeden edemedim. Shiki olayı bize açıklarken sadece ben değil, Kyou'da anladığına işaret olan sesler çıkarınca onunda bu durumdan tamamen bihaber olduğunu anladım. Zira Shiki'nin açıklamasından önce attığı 'trip' bakışlarıyla yüzüne ketçap sıkacağını düşünmüştüm ya, neyse.

Herkes -bazılarımız zorla tabii, özelliklede ben. Zira ne kadar aç olsamda midem koca bir sandviçi kolayca hazmedecek kadar büyük değil.- önündekini bitirince ayaklandığımızda bu sefer bakışlarımı Shiki'ye çevirdim. Her bir hareketi onun tam bir Erebusun Oğlu olduğunu fısıldarken kulağıma hoş tınılar doluyor, zihnimde vals yapıyor havsı uyandırıyordu bende. Yolladığı öpücük ruhumun üzerine ilişirken pembeleşen yanaklarımı hor görünmeyecek şekilde kapatan bir çocuk havasına bürünmüştüm adeta. Bunu farketmiş olacakki karşısında bir kameraman varmışta onu çekiyormuş gibi havalarla poz verince ikizimle aynı anda gözlerimi çevirip homurdansakta, ben ondan farklı olarak aslında gözümü Shiki'nin üstünden söküp alamıyordum. Eskiden mensubu olduğu çete üyelerinin şimdi davrandıkları sevgilisini -yani beni- , benim tabirimle asla kullanmak için bir harekette bulunmamıştı. Bu yüzden ona duyduğum güven zaten oldukça bolken, söylediği hiçbir şeye farklı bir anlam yüklemiyordum, çünkü konuşurken ne denli samimi olduğunu biliyorum..

İşte şimdide kollarını belime dolayıp burnunu çocuk gibi burnuma sürterkende böyle hissediyordum. Birden ayağı kayıp üstüme düşerkende başımın arkasındaki ve sırtımdaki eli sayesinde canımyanmamıştı. Aksine buna gülebilir ve halimden memnun bir şekilde çok yorgunmuş gibi takınarak -zaten öyle ya, neyse- kalkmazdım ama Shiki kafasını vurup kanattığını görünce panikleyerek yerimden zıpladım. Kendi kendine mırıldanırken hala baygın olması garip gelmişti. Nihayetinde kafasını kaldırdığında fazla kan kaybetmiş olacaktı ki, dişlerini direk boynuma geçirdi. Tabii bu ani 'dişleme' faslı bir anda olduğu için canımı yakmıştı, ayrıca neden hep ben ona buna kan veriyordum? Tabii Shiki ve Kyou bu tabirin içinde yer almıyor, fakat dışarıda da cömert bir Yüksek Rahibe olarak tanımadığım insanlara kanımı verdiğimi bilirim. Artık tenimin beyazlığının ırkımdan değilde kansızlıktan kaynaklandığını düşünmeye başladım ya, neyse.


Shiki kendine gelip yatırdığımız yerde bir sandviç daha yedikten sonra[rpgci notu: Hey MaşallahxD] tam kalkacakken aklına bir şey gelmiş gibi duraksayıp bana dönerek bu akşam onunla yatmak isteyip istemediğimi sormuştu bana. Bu soruya ilk cevabım koca bir 'Eh?' olsada sonra durup bir durum değerlendirmesi yaptım. Evet, deminde dediğim gibi Shiki'ye güvenim sonsuz ve bana ben istemediğim sürece cinsel anlamda yaklaşmayacağını biliyorum, ama bu aniden teklif edilince bir an yaş,rütbe gibi tüm ıvır zıvırları unutup yatağımı paylaşmak için küçük müyüm diye sorgulamaya başladım kendimi. Pekala, aşkın yaşı olmaz derler ama bu yatağını paylaşmanın yaşı olmaz anlamına gelmiyor. Ah, herneyse… Derdim ne benim? Cidden, sorun üstüne sorun bulmayı bir kenara bırakıp Shiki’nin sevgilim olması dışında aynı zamanda savaşçım olduğunu unutuyorum bazen. Bu yüzden gülümsedim ve çocuksu bir neşeyle ‘Olur!’ diye cevapladım onu. Kyou’nun hayattan bezmiş gibi duran ifadesini yok sayarak ona kocaman bir sarıldım ve Yarın da ikizimle beraber uyurum.. dedim gözlerinin içine bakarak. Yüzündeki bıkkın gülümsemeden yarı ‘affedildiğim’ kanısına vardım, zira onunla yarın akşam ciddi bir maratona maruz kalacağımı bile bile benim böyle bir teklifte bulmam doğal olarak onu şaşırtmış, ve zafer dolu bir gülümseme takınmasını sağlamıştı.



Ben sabahtandır [yıllardır] kan vermenin ve uykusuzluğun getirdiği yorgunlukla sarhoş misali sallanıp dururken, bilincimi toparlayabilmek adına Kyou’nun omuzlarından ellerimi çekmemiş, aksine ona neredeyse tüm yükümü vermiştim. Neden sonra Shiki beni diz kapaklarımın altından tutarak sırtına yüklediğinde, gözlerim yarı açık, fakat hiç bir şeyi seçemez hale gelmişti artık. Yemekhaneden çıkıp yatakhanelere doğru ilerlerken Kyou’nun odamı gösterdiğini duymuştum. Kendi odasınında nerede olduğunu söyledikten sonra alnıma kondurduğu öpücükle uyanmışım ayağına yatarak Shiki’nin sırtında olduğumu neredeyse unutarak boynuna sarıldım onun. Shiki odamın kapı kolunu çevirirken ben gözlerimi açmış, çenemi onun boynuna koymuştum. Ha, bu arada, Kyou’nun da beraber yatmamıza tepkisiz kalması beni şaşırtmıştı doğrusu. Hoş, şu gün olanların tümü beni ziyadesiyle şaşırttı ya, neyse artık…



OUTTA: VUHUUU!!!... NEREDEYSE EN UZUN RPM….[Eh braa daha kısa duruyor birde... ] YİYOSA SONUNA KADAR OKUYUN LAN, YİYOSA:P:P:P Öhüm, harika özet çektim ama…xD Bu arada KYOU BİR KAÇ GÜN ARAMIZDA OLAMAYACAK, O YÜZDEN BU ANLAŞMALI RP BURADA BİTER, VE BEN ÇEKİP GİDERİM…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Geri: Profesor Yemekhanesi   Ptsi Şub. 01, 2010 8:46 pm

OU'TR':[Bu outr kelimesini hep elimin sürştüğü için yazdığımı sanıyor olabilirsiniz, ama öyle değil.. bende bu seferlik yazayım dedim aslında anlamının ne olduğunu...xD]

Shiki odadan devam et olur mu? Burada işimiz kalmadı

p.s: ve 'outta' ile 'outr' kelimelerini çalmayın ha>.<"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nyx
Admin


Kayıt tarihi : 22/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi: Tanrıça
Karakter Türü:

MesajKonu: Geri: Profesor Yemekhanesi   Salı Şub. 02, 2010 7:47 pm

ağut:
pekala sorum şu: ikinizin de rplerinizi kopyalayıp rp'nin ortasına yapıştırma fanteziniz mi var? -.-'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gece-evi-rpg.turkforumpro.com
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Geri: Profesor Yemekhanesi   Perş. Şub. 04, 2010 12:29 am

Hayır uzun yazınca öyle çıkıyor... ^^;
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Profesor Yemekhanesi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gece Evi Rpg :: Gece Evi :: 1. Kat :: Yemek Salonu-
Buraya geçin: