Gece Evi Rpg

Gece Seni Seçti! Kaderin Gece Evi'nde Seni Bekliyor..
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Keiko Kitagawa

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Keiko Kitagawa   Salı Şub. 02, 2010 2:16 am

Keiko Kitagawa'nın odasıdır.

RP IN!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Senri Shiki
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 26
Nerden : Tulsa

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Kırmızı Vampir

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   Salı Şub. 02, 2010 10:52 am

Keiko'mu sirtima almis odaya girmistik. Bej ve turuncu renklerin one ciktigi odanin bir duvari taslardan orulmustu ve kirmizi ile turuncu arasindaki ince renkten dikilmis perdeler kapatilmisti. Keiko'mun sari pijamasi yatagin ustunde katlanmis halde duruyordu ve adeta gizleniyordu. Keiko'mun yoruldugunu anladigimda onu yataga oturttum ve pijamalarini eline verdim. Onu ben giydirecek degilidim ki! Biliyorum onu defalarca mayoyla veya bikiniyle gormustum ama ic camasiri ile hic gormemistim. Bu gece gormeyede niyetim yoktu zaten. Ciddiyim onu o sekilde gormek istedigimden emin degildim. Zira onunla sadece arkadas degildik ve bu konumda onu o sekilde gormem demek cikarci sapigin teki olmam demekti. Arkami dondum ve giyinmesini bekledim. Ellerini omuzumda hissettigimde arkama dondum ve sari asiri kisa bir gecelegini soyle bir suzdum. Bir santim daha kisa olsaydi ic camasiri gorulecekti. Ah tanricam cok gergindim degil mi? Pantolonumu cikarttim ve sadece boxerlarimla kaldigim icin bir an once kendimi yataga atip yorgani ustume cektim. Iyice duvar kenarina sindim ki Keiko'm rahatca yanima yatabildi. Yordanin buyuk cogunlugunu ona verdim ve kolumu beline dolayip gozlerimi kapattim.Turuncu yastiga yayilmis kahverengi saclarini kokluyordum. Sapik diyebilirsiniz ama degilim. Yataktan kendimi disari attim ve gecen sene yaralandiginda ona verdigim esofman takimini bulup giydim. Sonra ozur dileyip tekrar yataga girdim ve tekrar kolumu beline dolayip sacini koklamaya basladim. Bu sefer bir farklilik vardi... Onun rahatca uyumasi icin ona ninni soyluyordum. Gozlerini yummasi ile derin bir uykuya daldi ve ben de uyudum...

Ruyamda Keiko bicaklardan yapilmis bir yolda yuruyordu ve agliyordu. Arkasinda bir kadin birakmisti. Bu kadin kahverengi sacli, bembeyaz giysi ve tenli bir kadindi. Sizin anlayacaginiz o Nyx'ti. Keiko'm Nyx'e sirt cevirmis bicaklardan bir yolda yuruyordu. Birden gece soldu ve Nyx yok oldu. Kalona'nin gelmesi ile sicak bir yaz gunesi belirdi ve yanmaya basladim. Keiko'm Kalona'ya sarilmisti ve beni umursamiyordu. Kalona'nin Keiko'yu opmesi ile Keiko'nun etrafini karanlik bir aura kapladi ve sonra aurasi Keiko'yu parcalarina ayirdi. Kalona gulumsuyordu ve ustume geliyordu. Kehribar rengi gozleri ve deri pantolonu ile eski yuksek rahibemiz Zoey'nin anlattigina benziyordu. Elini yanmis suratimda gezdirdi ve bir anda kullerime ayrilmaya basladim. Esen sert bir ruzgar ile parcalandim ve etrafimi kaplayan kirmizi aura ile karismis kemiklerimin yere yigilmasini izledim. Kirmizi auram yok oldu ve yerini Kalona'nin kahkahalarina birakti. Nyx'in tekrar belirdigini anladigimda Nyx beni diriltmisti. Kalona'nin yok olmasi icin tam bir hamle yapacak iken Keiko'm sirtima bir bicak sapladi ve ciglik cigliga uyandim. Lanet olsun... Beyaz esofman ustum terden islanmisti ve garanti kokmaya baslamistim. Keiko'mun dudagina bir opucuk kondurup onu uyandirdim ve sonra beni bicaklayan kadin olan Keiko'mu degil degil Nyx'in rahibesi Keiko'mu gordum...

Keiko'm soru soran gozlerle bana bakarken kendimi bir garip hissettim ve tekrar uyumasini soyledim. Fakat ben uyuyamayacaktim. Bir gecede iki kere Keiko'mun bana ihanet ettigini gormustum. Bir daha uyumasam yeridir derken tekrar uykuya daldim. Bu sefer ne bir ruya ne bir kabus vardi. Sadece derin ve koyu dusunceler. Karanlik anlar... Uykusuz gecemden daha iyi olsa bile rahatliktan eser birakmayan korku... Ah tanricam hayata ikinci kere son verdigimi hissediyorum adeta. Nefes alamiyorum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nyx
Admin


Kayıt tarihi : 22/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi: Tanrıça
Karakter Türü:

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   Salı Şub. 02, 2010 7:51 pm

ağut:
'Onun rahatca uyumasi icin ona ninni soyluyordum.'
Özentiiiğğ Razz Shou da ninni söylemişti. benim ormantiklik yöntemlerimi çörme lan :ş
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gece-evi-rpg.turkforumpro.com
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   Paz Şub. 07, 2010 3:23 am

Outta: Ne kadar seviliyorum^^

Outr: Lan belki odamı simsiyah yapacam ne beji turuncuyu karıştırıyosun?XD

in:

Odama geldiğimde kafamı kaldırdım. Daha yeni buraya öğretmen açığı var diye geldiğimden odam sadeydi, ama güzel dekore edilmişti. Uyanınca [ tam olarak zamanını kestiremiyorum, belki bir yüzyıl sonra bile olabilir ] bu odaya şöyle bir elimin değeceği kesindi, lâkin böyle bile çok hoş görünüyordu zaten.. Neyse, Shiki elime geceliğimi tutuşturup arkasını döndüğünde başımı eğerek kıkırdadım. Cidden, iyi -ve belkide ciddi- bir niyeti vardı, bu yüzden arkasını dönmesine şaşmamalı. Üstüme geceliğimi geçirmem çok zor olmadı, zira başımdan geçirdiğim gibi inmiş ve - dadımınkiler gibi uzunda olmadığından tabii>.<"- tenimi yumuşak, soğuk bir hisle kaplayıvermişti. Saçlarımı çıkarıp Shiki'yi kendime çevirdim, zira biraz daha o şekilde durursa patlayacağını düşünüyordum..

Her neyse, yatağa girdiğimizde soğuk yastığıma daha kafamı koymadan uykuya daldığıma yemin edebilirdim. Ve sanki, sinemalarda ışıklar kapatıldıktan sonra filmin başlaması için beşten geriye doğru sayarlarmış gibi karanlık, ve sadece sol tarafımda köşeden gelen bir ışık süzmesi ile aydınlatılmış olan bu defaki hayal gücümün ürününde, ışığın ne bir aksakallı dede, ne de bana piyangoyu söyleyecek bir piyangocu veya Ashton Kutcher gibi isimlerden kaynaklanmadığını biliyordum. Uykuya dalma çabalarım yatağa girip tüm soğukluğunu bedenimde hissetmemle dağılıvermişti adeta. 'Eee, bu mudur?' dedirtecek kadar ironik, zira beş dakika önce yatağıma girmek için zırlayıp duran ben, şimdi uykuya dalma girişimlerinde kısık lambadan gelen ışığın zaten keskin olan karanlıkta gözlerimi kapatınca iyice belli olmasını ben rüya olarak nitelendiriyordum, ama maalesef öyle değil. Zira rüyama hi. dedeler, hayaletler ve benzeri öcü böcüler girmedi, fakat bundan hep korkmuşumdur... Bu yüzden, her ne kadar ışığın lambadan kaynaklandığını ve Shiki'nin de yanımda olduğunu bilsem de çok kısa süren bir dalgınlığın ardından uyuyamayacağımı anlayarak yatakta doğruldum. Bacaklarımı kendime doğru çekmiş, belime inen yorganın baş kısmında kan işlemeleri farkederek onlarla oynamaya koyulmuştum. Nihayetinde benim uyanık olduğumu farkeden Shiki ikinci uykusundan da [ İkinci diyorum, zira birincisinde çığırarak uyanmıştı... ] uyanmış, soran bakışlarla beni izliyordu. Buruk bir gülümseme atarak ona baktım ve gözlerinden adeta fışkıran soru işaretlerini gayet iyi bir tutkal sayılabilecek uykusu kaynağından kapatırken, isterik bir şekilde kıkırdayıp kendimi yastığıma doğru bıraktım...


Bu hassas noktada fazlası ile yanıldığınızı belirtmek isterim, zira her ne kadar kendimi yastıpa atmış ve gözlerimden ağlarmışçasına uyku boşalıyor olsa da, uyumamı engelleyen bir şeyler vardı içimde. Elbet bunlar benim kuruntularımdı, nihayetinde işim odak noktasındaki bendim fakat yinede kendimi aşıp uykumun yorgunluktan ağırlaşan bedenimi kaldırarak hafifletip süzülmesine yardımcı olacak şekilde yatmak şu anda yapabileceğim bir şey değildi. Bu yüzden gözlerim sonuna kadar açık, her an tetikte ve kaçamak olarak tüm odayı kolaçan eden bakışlarla Shiki'ye sırtımı dönmüş, bu halime rağmen uyuyormuş taklidi yapıyordum... Heh, Shiki'nin de uyanık olduğunu öğrendiğim zaman büyük bir şok geçireceğimden emindim...

Öylede oldu zaten. Uyanık olan Shiki, kolundan destek alarak elinin üstüne kafasını koymuş ve bana yapmacık bir şekilde dik dik bakıyordu. Somurtarak ona dönüp her ne kadar 'uyuyamıyorum işte...' diye homurdansam da, bu yapmacıklığın altında yatan ciddiyeti her zamanki gibi -ne kadar uykulu olursam olayım- her zamanki gibi seçebiliyordum... Bende ona aynı yapmacıklık derecesinde sevimli bir gülümseme yollamaya çalıştım, fakat gülümsemeden çok seğirmeye benzediğinden emin olduğum için bu işi kısa keserek elimle saçlarımı toplayıp sırtımdan çektim. Ah, Nyx... En azından bu gece uyuyabilmeme izin verecek kadar merhametli olduğunun farkındayım, fakat bu kadar uykulu birine ne kadar daha işkence çektirmeyi planladığını anlayamıyorum... Gerçi zaten bütün bu olanlardan sonra beni uyanık tutmaktaki amacının ne olduğunu anlamamda, senin mantığını henüz çözememiş olmamızın bir alt konusu olarak gayet doğal karşılanabilir bir durum ya, neyse...


Outr: Nyyaaaahh içim yazma isteğiyle dolu ama malzemem yok ki yazayım!T_T eh saat olmuş 3, benim böyle iğrenç yazmam gayet doğal tabii.. Lâkin ben yinede 'sızma' mode on'a geçmeden anca bu kadar iyi yazabildiğimi belirtmek istedim, bilgilerinize...

İlgilenen tüm okurlara arz ederim!xD
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Senri Shiki
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 26
Nerden : Tulsa

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Kırmızı Vampir

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   Perş. Şub. 11, 2010 8:50 pm

Keiko'mun beni yine uyandirmasi ile sicacik bir gulumsemenin yuzume yayilmasi bir oldu diyemiyorum cunku uykum bolununce sinirli oluyorum. Fakat beni uyandiranin Keiko olmasi ile sanirim bu agresifligimi hafifletebilirdim. Sahte bir ciddiyet ile ona baktim ve uyumasini umdum. Uyuyamayinca sahte ciddiyetime son vermem gerektigini dusundum ve sag elimi yatagin bas ucundaki oymali ahsaba dayayip kendimi kaldirdim. Yatagin ustune oturunca kalkmasina yardim ettim ve kollarimi beline dolayip onu soyle bir optum. Uyuyamayinca onun icin uzuluyordum ve onu bu kadar severken uykusuz kalmasina dayanamazdim. Onun uyumasi icin biraz beslemeye karar verdim ve bilegimi kanatip ona kanimi sundum. Dolgun pembe dudaklarini bilegime bastirinca aci ile inledim ama kanimi emmeye baslamasi ile aci zevke dondu. Kanimin damarlarimdan bir vakum ile cekilircesine akmasi butun sinir uclarimi karincalandirirken gulumsememek icin kendimi zor tutuyordum. Bu an erotik degildi bu an sadece bu andi. Ah evet sadece tatli bir an.... Kanimi emmesi degildi damgali olmamizdi mesele...

Keiko'mun kanimi emmeyi birakmasi ile zaten solmus suratimin iyice soldugunu ve morardigini fark ettim. Bunun bir diger nedeni ise yatagin karsisindaki duvari kaplayan ayna idi. Kendimi bu halde gormeye aliskin degildim. Kasli kollarim ve kemikli suratim artik bir yetiskinin surati idi. Caylak olmamdan onceki eski oval suratim ve ince vucudum yoktu su anda. Onun yerine benim kemikli genis suratim ve yapili vucudum vardi. Dovmelerim sarmasiklar misali alnimdan baslayan bir karisiklik ile basliyor ve cikik elmacik kemiklerimde birbirine dolanip son buluyordu. Arada birkac minik yaprak tanesi suratimdan okutuyordu gucumu. Dovmelerim kirmiziydi ama topragin kahve rengine caliyordu. Bu renk bordo muydu?

Keiko'mun yuzune baktigimda ise mukemmel ve sevdigim Japon kizini goruyordum. Kahverengi uzun saclari dalgalar halinde omuzlarindan asagi dokuluyordu ve safir rengi dovmelerinin ustune kahkullerini saliyordu. Guzel badem sekilli gozlerini gormeye devam ettigim surece sorun yoktu ve sorun olmadigi icin onu seviyordum. Zaten onu sevmeyenin idam edilmesi gerektigine inanan birisiyim. Ciddiyim o kadar tatli bir kiz ki. Onsuz bir yasam istemiyorum ve onu benden alacak herseye meydan okumaya hazirim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   Paz Şub. 14, 2010 12:11 am

in:

Shiki'nin kanını içmemem gerektiğini düşünsem bile, karşı koyamamıştım işte iç güdülerime. Zira bir günde fazilyon defa damgalanmamızı güçlendirmiş ve yüzümüzü fazlası ile morarmıştık. Lâkin demin de dediğim gibi, biz damgalıydık ve ona olduğu kadar kanına da karşı koymam imkansız ötesiydi. Kanı ağzıma dolarken sanki içeride havai fişekler patlıyormuş gibi bir his yaratıyordu, beni benden alıyordu adeta. İşte bu yüzden bir türlü çekemiyordum dudaklarımı kolundan. Bu farklı hisse, bünyem her zaman açtı benim. Gücüyle daha da dolgunlaşan ve yıldızlar uçuşan zihnimdeki bulutları dağıtan kanını ziyadesinden fazla emdiğimi farkettiğimde pişmanlıkla çektim kafamı tabii. Shiki'min yüzünü iyice soldurmuş, bir ölü gibi bembeyaz yapmış olmanın verdiği tedirginlik ve pişmanlıkla kaşlarımı üzüntüyle çattım ve Shiki'nin gözlerinin içine baktım.

' Ben.. Özür dilerim aşkım.. Sen, iyisin... İyisin değil mi? '

Ona bir şey yapmış olmaktan korkmuş olmanın etkisiyle kekelediğimi konuştuktan sonra farketmiştim. Ah, umurumdaydı ya sanki! Yani, alo? Burada endişelenmem gereken daha önemli şeyler vardı... Kalkıp odanın uç tarafındaki küçük vitrin ve dolaplara doğru yöneldim. Doğrusu bir Krugs 1996 şişesi bulmayı beklemiyordum, tabii bunun her halükârda hoşuma gittiğini söylemeden geçemem. Şarap mantarını açmak için dolaplardan birinde güç bela bulduğum bir tırbuşonu kaptığım gibi şişeyi açmaya koyuldum. Bu konularda pek bir maharetli olduğumu söyleyemem, ama erkekliğe b*k sürdürmeye de niyetim yoktu.

Nihayetinde mantarı çıkarabilmeyi başardıktan sonra, zaten şarap bile bulmamın beni şaşırttığı bir odada gereksiz yere kan aramaktansa bileğimi kanattım ve 'sıkarak' kadehin içine kanımdan biraz boşalttım. [desu noteımı emip kadehe tükürmemi bekleyecek her hangi bir varlık varsa, tırnak içine aldığım kelimeden itibaren dönüp bir daha okusun lütfen...-.-] Tekrar yatağa emekleyerek çıktığımda şarabın dökülmemesi için bayağı efor sarfediyordum... Sağsalim -kanlı- şarabı Shiki'ye verdiğimde kedi gibi yatağın ortasında durmuş, şarabı içmesi için Shiki'nin gözlerinin içine bakıyordum. Gerçi bugün ikimizde ziyadesiyle içmiştik, bu yüzden şarap vermem doğru olmayabilirdi.. Ama kimin umurunda ki? Sonuçta benim sevgilim Erebus'un Oğulları'nın lideri, değil mi?


Out: Lanet olsun! Bu seferde dışarı çıkıyoruz... İdare ediver artık, Shiki-kun xD
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Senri Shiki
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 26
Nerden : Tulsa

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Kırmızı Vampir

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   Paz Şub. 14, 2010 5:50 pm

Keiko'mun bilegini kesip kanini buyuk bir kadehe doldurdugu sarap ile karistirmasi uzerine burnuma dolusan tatli kokunun beni cekmesi gayet normal sayilsa bile kendimi normal hissettmiyordum. Kristal kadehi elime aldigimda kokusunu icime cektim ve sonra Keiko'mun kanini icmeyi ilk defa reddettim. Kristal kadehi kirmamaya ozen gostererek yere koydum ve sonra yataga uzanip derin ve koyu dusuncelere daldim. Bir gun icinde neredeyse birbirimize kan ziyafeti vermistik ve midem tika basa kan ile doluydu. Zaten aldigim alkol nedeni ile basim agriyordu. Meeh... Keiko'ma yer acmak icin yatagin sol kosesine sindim ve yanima uzanmasini bekledim. Belki iki saniye bekleyecektim ama beynimin icinde donup duran bu dusunceler ile iki saniyede iki milyon dusunce rekorumu kiracaktim. Tek istedigim sicak bir yorganin altinda Keiko'm ile guzel bir uykuydu fakat her istegimin gercek olamayacagi gibi uyku istegimde gercek olmuyordu...

Alayci bir gaklama ile irkildim ve yataktan firlayip ahsap kapinin yanina kostum. Keiko'ma ciddi bir bakis attim ve

"Dogudan geliyor. Gitmem gerekli. Alayci kuzgun vakasiysa cidden cok kotu olur ve inan bana eger sana birsey olursa intihar ederim."


dedim. Bunu soylemem uzerine ardima bile bakmadan odadan disariya firladim ve ciplak ayagimi donduran mermer zemine basmam ile ayagimin yanmaya baslamasi bir oldu. Hemen odaya tekrar girdim ve kendimi yere attim. Ayagim kipkirmizi olmustu ve cok aciyordu. Basit bir karincalanmadan ziyade beni olesiye yakmaya baslayan ayagimi kesip atmak istiyordum. Gozlerimden asagiya suzulen kan ve goz yasi karisimi sivinin bir kirmizi vampirin goz yaslari oldugunu bile bile aglamiyormus gibi yapmadim. Aglayabiliyordum evet... Gozleriminde aglamam ile yanmasi uzerine acidan cigliklar atmaya basladim. Yere yigildim ve dudaklarimin kenarlari yirtilana kadar bagirdim. Ic yanagimi kemirmem ile akan kanim hickiriklarim esliginde etrafa yayildi ve yere bulasti. Yumruklarimi yere dogru savurmaya basladim ve kalbimden bir parcanin eksildigini dusundum. Nyx'e bu okulu ne olursa olsun koruyacagim sozunu vermistim ama simdi tutamiyordum. Alayci kuzgunlar geri donmustu ve artik eskisi gibi olamayacakti hicbirsey... Cigliklarimin arasinda bogulurken Keiko'ma verirken cikartmayi unuttugum fakat sonrasinda biraktigim bir kutu hap esofmanin cebinden dustu ve Keiko'mun kanini doldurdugu sarap ile birlikte bir parca hap aldim ve sakinlesip derin bir uykuya daldim.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   Ptsi Şub. 15, 2010 11:22 pm

outr: Ertesi günden devam edicem artık...-.-"

in:.

Kalktığımda, başımın zonlaması bir nebze bile geçmemiş ve aynı derecede yordun hissediyordum kendimi. Saate bakıp 6:45 olduğunu gördüğümde ise sıkıntılı bir şekilde iç geçirerek tekrar başımı yastığa bıraktım. Uyumak? Hah, şu saatten sonra hiç sanmıyorum. Zaten çok zor uyumuştum ve dün olanlara hiç bir anlam yükleyememiştim.. Ah, Alaycı Kuzgunlar....

Shiki'nin tam olarak böyle dediğine yemin edebilirdim. Fazilyon[ ] yıl kadar önce buradan gitmiş olmaları gerekmiyor muydu onların? Nerde... Kandırılmış gibi hissetmekten alıkoyamıyordum kendimi. Elimi saçlarımın arasına daldırdım dudağımın yan tarafını bükerek [ rpgci notu: 'ehmmm'vari-.- ] Shiki'ye baktım. Hala -ilacın da etkisiyle tabii- derin bir uykudaydı. Gülümseyerek uyandırmamaya özen göstererek öptüm onu. Onun gibi bir sevgilim olduğu için öyle mutluyum ki! Eski Shiki'den en ufak bir izlenim bırakmıyor ne zamandır.. Hani şu çete olayından bahsediyorum... Gasp, kapkaç, ya da ne bileyim... Bunun gibi ıvır zıvırlarla dolu bir çetenin mensubu olmasına rağmen onun hiç bir zaman diğerleri gibi olduğunu düşünmedim. Zira öyle olsaydı eğer, şu anda burada, Nyx'in gözünde bu kadar değerli olur muydu? Öyle biriyken bu kadar kısa sürede ne kadar değişebilirdi ki? Ayrıca, Kyou -ikizim, hatta 10 dakika erken doğrmasıyla birlikte ablam - onun kafasına eline geçen herşeyi fırlattığı zamanlarda -ehmm.. bu genelde bana baktığı veya benim ona baktığım zamanlarda yaptığı bir şey- onun yerinde bir başkası olsaydı eğer, kimin-neyin nesi olduğuna bakmadan dalabilirdi zannımca. Ki öyleydi de, okulumuzda öyle tiplerde yok değildi hani.... Hem İşaretlendiğinden beri o çetesiyle pek takılmaz oldu, sonra da bıraktı. O zamandan beride Nyx onu sürekli mükafatlandırıyor, ve ben onunla gurur duyuyorum..

Ehhmm, bu mükafatlandırmaların bir dezavantajı olarak bir süre görüşememiz de cabası idi. Açıkçası onu bariz bir şekilde özlüyordum -her ne kadar gerek ikizim, gerek utangaçlığımızdan pek az konuşabilsekte- , ama Erebus'un Oğulları'ndan olup, daha sonra da lideri olduğunu haber alınca onun adına çok sevinmiştim. Ve Kyou, her zamanki gibi, ayaklarını masanın üzerinden indirmeye gerek görmeden aramış, ve rütbsine aldırmayarak her zamanki tavrıyla onu kutlamıştı. Hafif dalga, şamata olsa da aralarında - veya bazı sebeplerden dolayı ikizim ona kalın sözlük ve türevlerini fırlatsa da - yine de ikisinin arasında enseye şaplak türünden bir arkadaşlığın maziden beri var olduğunu anımsıyorum. Zira ikisi, neredeyse özerklik dönemlerinden beri arkadaşlar. Ve Kyou, o zamandan beri aynı Kyou...

Daha önce de bahsettiğim gibi, ben hep ailemin istediklerini yaptırdıkları bir kukla olmuştum. Ama Kyou öyle değildi. 6-7 yaşlarından beri ödev yapmaktan, müzik ve piyano derslerinden, öğle uykularından kaçarken, benim bunları h-a-r-f-i-y-e-n uygulamak gibi bir huyum vardı. Tabii ki ikizimin arkasını da evde ben kolluyordum, zira evde olmadığı anlaşılacağı zaman odamızın penceresinin baktığı tarafta, bahçenin dışında oynarlarken onları görebilecek tek alan olan ortadaki büyük pencereden ya sesleniyor, ya da ikizimin yatağının altındaki taşlardan bir iki tanesini köşedeki meşe ağacının dalları arasına atarak yaprak hışırtılarını duymasını sağlıyordum. Odamızdaki pencereden boş olduğumda gördüğüm zamanlar dışında, Kyou ile tek bir kere evden kaçtığımı anımsıyorum. Devamı olamadı, zira evden yakalanacağımız zamanlarda bize haber verecek kimse yoktu ve kaçtığımız anlaşıldığında ciddi bir azar işitmiştik. Hele Kyou, ah, beni de kendine benzettiği yönünde azarlanmıştı. Evet, ilk defa o zaman haylaz bir kız olmuş ve ne kadar onları çekiştirsem de bir türlü susmadıklarından babamızın bir hafta önce evlilik yıldönümlerini kutlarken annemize aldığı o koca vazoyu paramparça etmiştim. Meeh, herneyse... Kyou'nun benim için yaptıklarının yanında hiç bir değeri yoktu zaten... Ama ondan öncesinde, ilk defa evden kaçtığım için bahçe kapısının önündeydik- kendimi suçlu, utangaç ve gergin hissetmiştim. İşte, bütün bunları anlatmamın sebebi, Shiki'yi ilk orada yakından görmüş olmamdı. Tabii dışarı çıkar çıkmaz, Kyou direk çocukların arasına dalıvermişti. İlk yasadışı sayılan görüşmemizde ilk yasadışı arkadaşlarımı edinmiştim. Tabii ki burada bahsettiğim yasalar, bariz kural diye adlandırdıkları sınırlardı..Hayatımın en neşeli 3 saatinin su gibi geçtiği zaman, hayatımın en haylaz 10 dakikası direkt olarak devreye girivermişti. Ve, herneyse işte... O zaman olanları biliyorsunuz..

Ardından ortaokul, ve lisenin bir dönemini normal insan yaşantımla devam ettirirken Shiki sadece tek bir kez yüzünü yakından gördüğüm, üç saatlik bir oyun arkadaşı olmaktan tamamen çıkmıştı artık. Büyüdükçe o şirin çocuk, yakışıklı birine dönüşmüştü ve ne yazık ki onun o zamanlar dünyası, benimkinden tamamen farklıydı... Fakat aynı olmasını o kadar çok istedim ki... Ve Kyou bunu ne zaman seziverse, erkeklik taslamaya başlardı hemen. Peh, zaten Shiki ile beraber olmaya başladığımızdan da haberi yoktu, zira o dönemlerde ikizminde fazlasıyle kendimizle meşgul ve ayrıldıktanm sonraki yaşamtımızdan tamamen bihaberdik...

Olay şu ki; merkeze getirilmemle, Kyou'suz hayatım başıma yıkılmıştı. Sürekli onu arayıp ne yaptığını, ne yapıp yapmaması gerektiğini ve ne yapacağını söylemekten alıkoyamıyordum kendimi ilk başlarda. 'Bensiz ne yapıyor? Ben olmadan yaşantısında neler gelişiyor? Hala ben olmadan belgeleri uçak yapıp öğrencilerin kafasına mı atıyor?...' ve türevlerinde bir çok soru kafamı allak bullak ediyor, ve kendi işlerimde üstüne eklenince beni tüm sıkıntılarım bir girdap oluşturup içine alıveriyordu. Tabii Shiki'nin de burada olduğunu öğreninceye kadar... Oraya alışmamdaki en büyük destekçim, daha sonra sevgilim ve refakatçim olmuştu.. Tabii refakatçi döneminden önce ikizim ile damgalıydım, kırmızı çaylak olduğu dönemde ihtiyacı olduğu anda kolumu ağzına tıkıveriyordum. Bu tabii ki onu bir daha kaybetmek istemediğim içindi. Zira öldüğü gün, nasıl hissettiğimi sadee Nyx bilir.. O keskin ve beliğimi deşip geçen acıyı asla unutamam. Ölüpte tekrar gelmesini elim kolum bağlı beklerken kafayı üşüttüğümü sanmıştım. İki üç gün sonra dönene dek, bir süre sonra hayal bile görmeye başlamıştım. Ve gizlice morga sızıp 'acaba dönüşemedi ve bana haber verilmeden yakıldı mı?' diye bakarken yanımda yeniden uyanıverince sevinç, telaş, heyecan duygularının tümü üzerime çullanmıştı. Tabii ki korku hariç... Affedersiniz ama, ikizimden korkmamı hiç bir şey sağlayamaz ve ona olan güvenimi zedeleyemez... Elbette ki bilgin bir kişilik olarak ben, elim ayağıma dolaşmadan Çaylak El Kitabından hatırladığım kadarını uygulayamaya çalışarak, kolumu belirgin en kalın damarın olduğu yerden kesip ağzına dayamıştım... Ve Shiki ile Damgalanana kadar, onunla şimdikinden daha farklı bir şekilde damgalıydık ve her ihtiyacı olduğunda tek kelime etmesine izin vermeden kafasını koluma yumduruyordum. Ve damglanmamız bozulurken ne kadar acı çektiğini anlayabiliyordum, zira zibilyon defa ona kanımı vererek bağı güçlendirmiştim ve bunu ona sorduğumda sadece adet sancısı kadar acıdığını söylediinde yüreğim burkulmuştu. Bir kere, onun bir günden fazla, normal bir ağrıdan çok sancısı pek olmamıştı ki! Her neyse, yine de konuyu çok fazla uzatıp üstüne gitmek istemedim, zira kendimi suçlu hissediyordum. Lâkin Damgalanmamızı keyfiyen bozmamıştım, Shiki mesafeli bir güneş ışığına hafifçe maruz kalınca bileğimi kesmek zorunda kalmış ve içten içe bunun Kyou'yu inciteceğini bilsemde sevgilimin ihtiyacı olduğu için ona kanımı vermiştim.. Ve işte buradayız! Yaklaşık bir iki saate kalmadan bir sorguya çekilecek olmam gerçeği bir yana tüm Damgalanmamızın bozulma sebebini, Shiki ile beraber olduğumuzu ve bunu düne kadar ikizimin bilmemesi bir yana, İşaretlenmemin ilk yıllarındaki yuvama geri dönmüştüm...


Huzur içinde gülümser ve bu düşüncelerin hepsi beynime hücum ederken, kolumun üzerine yaslanmış, Shiki'nin önüne ve boynuna gelen saçlarını okşuyordum. Tam 'nerden, nereye...' modunda ironik bir ana adım attığımı anlayana kadar, gülümsememin yanında ancak buğulandığında farkettiğim gözümü dolduran yaşlardan kurtulmak için gözlerimi kırğıştırdım ve kendime gelmek için kafamı salladım. Fakat neye yarar ki! Bir süre kendimle mücadele verdikten sonra suyun bana her zamanki gibi iyi geleceği kanısına vararak yataktan kalktım ve toplanan geceliğimi düzeltirken bir yandan da ebeveyn banyoya doğru ilerledim. İşaretimin dolduktan sonraki odamda bulunmak kendimi daha rahat hissetmemi saplıyordu ki, ben gittikten sonra odanın temizlenmesi dışında el değmemiş olması ise cabası idi. Kapıyı hafif aralık bırakarak küvetin musluğunu açtım, zira tek başıma olduğumu düşünmekten her zaman nefret etmişimdir... Bu yüzden gidene kadar hep ikizimle beraber kalıyordum, fakat Yüksek Rahibelerinde Yüksek Rahibesi unvanını alınca buradan ayrıldığım için oda odasını başka bir yere taşımış, benim yatağımı ise ortaya aldırmak dışında pek ellememişti.. Küvet yarı yarıya dolarken ben uyku sersemi halimle portre aynasının [ona ben böyle diyorum, çünkü küçüklüğümden beri bu aynaların karşısında tabureye çıkarak elime şampuan şişesini alıp L.A.'deymişimde ödülümü tutup fotoğraf çektiriyormuş gibi yapmaya bayılıyorum] önünde tek elimi belime koymuş, diğer elimi ise saçlarımın arasına daldırarak öne doğru eğilmiş kendimi inceliyordum. Aynadaki yansımasından dolduğunu görebildiğim küvetin musluğunu kapatarak, üstümdekileri çıkarıp sıcak suyun altına girmemle, gevşemem bir olmuştu. Tüm sinir hüclererimin tek tek kapısını çalıp birer sepet huzur verebileceğini kim tahmin edebilirdiki biraz daha sıcak olsa tenimi pişirebilecek kadar sıcak bir suyun! 'Sıcak' ve 'Su' kelimesinin yanyana olması hoşuma gidiyor, fiziksel ve ruhsal olarak... Sıcak su bana gerçekten iyi geliyor ve ikizimi hatırlatıyor... Rahatlayıp çeneme kadar suya batarken; yüzüme bir gülümseme oturmuş ve bu düşünce dışında herşey beynimden uçup gitmişti.. Daha doğrusu, Shiki'nin kalktığında yatmadan önce aldığı ilacın ve bir önceki gün aldığı yoğun kan ve alkolün etkisiyle, normalde daha fazla uyku sersemi olup, ne bileyim işte, banyoya falan dalabileceği ihtimali gözümün ucundan bile geçmezdi...


outr: Outlar dışında 10132 harf kasmışım...^o^"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Senri Shiki
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10
Yaş : 26
Nerden : Tulsa

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Kırmızı Vampir

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   C.tesi Şub. 20, 2010 2:52 pm

Ruyamda da yanan gozlerimi actigimda perdenin isigini kirdigi yildizlar bir sekilde isiklarini bana sunmus yatakta Keiko'mun yatmasi gereken yere dusurmuslerdi izlerini. Turuncu ve cicek kokan yatakta iki asigin biri eksikti yine. Keiko'm yataktan kalkmisti ve cekip gitmisti buyuk ihtimalle. Beni yataga tasimasi bir yana (ki tasimasini beklemedigimi itiraf ediyorum) odada bir saniye kalmasina sukretmeliydim. Beynimi kemiren uyusturucunun etkisinden kurtulmak icin basimi iki yana salladim ve Keiko'mun olmadigi gunlerdeki gibi oldugunu fark ettim. Ben hep yaramaz bir cocuk olmustum ve Keiko ile tanistigimda icime kapanik bir cocuga donmustum adeta. Henuz kucucuk bir cocuk iken onunla tanistigimiz parkta gordugum kucuk japon kizi degildi artik. Yani evinden kactigi icin kendini huzursuz hisseden ve sakinlestirmeme muhtac olan Keiko'dan eser kalmamisti. Eski Keiko yerini kendi ayaklari ustunde durabilen guclu bir Keiko'ya birakmisti. Onu artik korumama ihtiyaci bile olmadigini dusunmeye basliyordum. Onu korumaliydim ama kendini koruyordu zaten. Ben hic ondan onu korumam icin sinyal almamistim. Onu seviyordum ama o beni seviyor muydu? Sevseydi kalkmazdi degil mi? O zaman sevmiyordu. Ya da bana yiyecek almaya gitmisti ve beni seviyordu. Belki de dun olanlardan sonra Kyou ile dedikodu yapmaya gitmisti ki bu durumda dedikodu benden daha degerli olurdu. Ah Nyx... Keiko'mu bu kadar cok dusunmemden kaynaklanan teknik bir arizadan dolayi beynim tam anlami ile bir denize donustu. Hatta gereksiz dusunceler okyanusu bile olabilir bu kosullarda. Sey evet gereksiz seyler okyanusuydu...

Yataktan kalkmak icin ellerimden destek aldim ama kalkarken basim dondu ve yere dustum. Upps, sarhos oldugumu unutmus olmaliyim... Yataktan destek alarak kalkacak iken tekrar dustum ve hickirmaya basladim. Uppps, alkolu fazla kacirmisim. Midemin bulandigini hissettim ve yerde surunmeye calisarak banyoya gitmeye basladim. Fakat hersey cok bulanikti. Az onceki berrakligi gitmis yerini sallanan ve bulanik bir hal almisti dunyamin. Basim oylesine zonkluyordu ki. Sonunda ayaga kalktigimda agizima kusmuk dolusmaya baslamasina ramak kalmisti. Sallana sallana ve sendeleye sendeleye odanin banyosu diye odadan disariya ciktim ve kusacagimi anlamam ile duse kalka koridorun sonundaki cop konteynirina ulastim ve kusmaya basladim. Igrenc... Kan ve sarap karisimi birsey cikmasi bir avantajdi benim icin. Sonucta vampirlerin sevdigi birseydi ve bizim icin rezalet bir koku tasimiyordu. Kolumun tersi ile dudaklarimi sildim ve odaya donmek icin arkama donup sendeleyerek ve sallanarak odaya girdim. Yatagin onune gectim ve belden ustumdeki herseyi cikarttim ve yere atip banyoya girdim. Kilo verdigimden beri belimden dusen pantolonum sagolsun boxerimin bir parcasi gorunuyordu. Pantolonumu yukari cektim ve yuzumu yikamaya basladim. Bir yandanda agizimi su ile dolduruyordum cunku kokmasa bile kusmuk kusmuktur. Yuzumu yikamayi ve agizimi calkalamayi bitirince yuzumu havluya silip arkama dondum ve kuvette uyuyan Keiko'yu gordum. Suyun biraz kirdigi vucudunu siluet olarak goruyordum cunku sarhosun onde gideniydim. Onu gorunce basim dondu ve yere dustum.Ah bu kizin yaninda hep rezil oluyordum... Ayrica midem bulandigi icin Shrek'ten daha yesil gorundugumu dusunuyordum. Ayaga kalkarken bulanik gordugum birseye takilan esofman alti belimden dustu ve ic camasirim ile kaldim. Utanmiyordum bile.

Bu ani defalarca ruyalarimda gormustum. Tabii sarhos degildim ve Keiko ile damgali degil, vampir degildik. Hey bu ruyalari on bes yasindayken gormustum. Zira onunla tanistigimda ikimizde kucucuktuk. Yani su ana kiyaslarsak 'bacagim kadar boyumla ona asik olmustum'. Hah! Onu kucuklugumden beri gizlice korurdum ve grubum ile bu nedenle cok kavgam olmustu. Bir ara onlardan ayrilmayi dusunuyordum cunku Kyou'nun kafama birseyler atmasinin tek nedeni kanunlara karsi gelmemdi. Aslinda beni severdi ama kiz kardesi ile cikmami istemezdi. Kyou cok iyi bir ablaydi. Yine de bu beni sinir ederdi cunku sevdigim kiz ile gorusemezdim... Zaten suratimi da cok az kisi gorurdu cunku zamaninda karizmatik oldugumu sanarak sweatshirtlerimin kapsonlarini burnumun altina kadar cekerdim. HAHA! Voldemort gibi olmayi ozluyorum be! Yine de Keiko her zaman gercek yuzumu gormustu. Cunku ondan hicbirsey saklamamistim. Su anda ise bedenimi saklamaya niyetim yoktu. Kucuklugumden beri onunla evlenme hayalleri ile buyudum ve su anda da onunla evlenecegim hayalleri ile yasiyorum. O benim icin sadece gonul eglencesi degil! Ben onun icin oyle olabilirim ama onu seviyorum. Ah ne kadar acinasi bir durumda oldugumu tahmin edebiliyorsunuz degil mi?! Sag elim ile sacimi kasidim ve sonra (rengim normale donunce yani) ozur sozcukleri mirildanarak banyodan ciktim. Daya dogrusu tekrar dusup disari surundum desem daha dogru olurdu sanku. Ah sicak bir kahveye hic hayir demezdim! Aslinda ustune bolca sut dokunce daha bir lezzetli olurdu. Ah basim agrirken bile kahve dusunuyorsam Nyx'in yanina ruhum ile bir olup gittigimde ne dusunuyor olacagim acaba? Yani sarhos degilsem. Meeh su anda bunu dusunuyorsam kesin sacma birsey olacak. Mesela Keiko'mun ben olurken ne dusundugu olabilir. Hey bu hic sacma olmaz ki! Ya da benim varligim gibi sacma olur. Ah ben tekrar uykuya donsem hic fena olmayacak aslinda. Ama nerde bana uyku?

Cehennemin dibindeymiscesine terliyordum ve ustumde sadece bir boxer vardi. Sarhos olmayacagima bir daha yemin etmek isterdim ama Keiko ile ayrilirsam sarhoslugun krali ilan edilirim. Onsuz yasamaya degmez bir noktayim ben. Onunla tanismasaydim su anda burada olmazdim cunku intihar ederdim. Aile problemleri, dost problemleri ve en onemlisi pesimde kosturan yasli dede. Ah dur bir dakika o polis degil miydi? Sey... Kimin umrunda? Bunak bir polis iste. Her gun ofisinde olmama ragmen beni tanimayan bir komiser, bir mudur ve bir... O neydi hatirlamiyorum ama pek ic acici bir adam oldugu soylenemez. Hafizam ne kadar da mukemmelmis yahu! Sey kabul ediyorum ki cok akilli degilim ama Keiko'mun beni sevmesinden baska birsey istemiyorum. Hatta ona bir yuzuk alip evlenme teklifi etmeyi bile dusunuyorum. Gerci bunu on yildir dusunuyorum... Nyx bir kismet etmedi ki evlenelim. Eski cete dostlarim bile su anda evli. Gerci onlarin evlilikten anlayislari cinsel bag. On alti yasindan bu yana gordukleri her guzeli yataga atma pesindeydiler. Ben ise sadece Keiko'mu koruyup onu sevmistim. Hatta gruptan bir kisi ona asilmaya kalkisinca o cocugu hastanelik etmistim. Meeh, Keiko tek zayif noktam. Yani bir dusunun sevdiginiz kiza asiliyorlar! Aaah hatirlamak bile sinir bozucu. Keiko bir an once ciksa da bir sekilde bana yardim etse. Butun gece sarhos kalmak istemiyorum. Ciddiyim...

out: Son cumleleri dikkate al Keiko!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kitagawa Keiko
Vampirler
Vampirler
avatar

Kayıt tarihi : 24/01/10

│Künye│
Güç Seviyesi:
100/100  (100/100)
Rütbesi:
Karakter Türü: Vampir

MesajKonu: Geri: Keiko Kitagawa   Cuma Şub. 26, 2010 11:00 pm

out: Allah Allah...">_>

Sıcağın verdiği etkiyle gevşeyen vücudum, 'pat!' ve 'küt!' sesleriyle irkilmiş; daha da önemlisi, bütün bu karmaşayı çıkaranın ise hemen karşımda duran Shiki olduğunu görmüştüm.. Ben şaşkınlıkla ne yapacağımı bilemezken, Shiki özür dileyerek banyodan zar zor çıkmış, ve beni tutmakta zorlandığım kısık kısık kahkahalarımla baş başa bırakmıştı. Suya bir kere dala başımı daldırıp çıktım ve hemen kapının arkasında asılı duran işlemeli bornozu giyinip kapıyı açtım.


Shiki'ye bakarken, bir daha 'asla' sarhoş olmasına izin vermeyeceğimi beynime altın harflerle not etmiştim. Zaten bir şeyi doğru düzgün göremediğine sığınarak üstümdeki bornozu çıkarıp alelacele yeniden geceliğimi geçirdim üstüme. odanın kapısını açarken giydiğim yumuşak terlikler ses çıkarmadan ilerlememi daha da kolaylaştırıyordu. Bir koşu üstüme geçiriverdiğim sabahlığın önünü bağlamaya çalışırken odamın profesörlere ait küçük mutfağa yakın olmasından dolayı ne kadar sevinmiştim, anlatamam doğrusu.. Elime geçen ilk şeyi, cappucino'yu yaparken bir yandan da odama doğru bakıyordum arada. Hızlıca yapıverdiğim cappucino'yu bir çırpıda boşaltıp insan ötesi bir çaba harcayarak, dökmeden ilerlemeye çalışıyordum. Bu; Shiki'yi bir nebze olsun kendine getirebilecek diye umarken sırtımı dayadığım kapıyı hafifçe itekledim ve sıkı sıkı tuttuğum cappucino'yu dökmemeyi başararak komidinin üstüne koydum. Yatağa tırmanıp, gözünün önüne düşen saçları çekerken; Shiki'yi kaldırmıştım. Bende aynı dertten muzdarip olmadığımı söyleyemem lâkin bir süre sonra kendimi durdurabildiğim için şimdi daha iyiydim. Uzanıp komidinin üzerinden cappucinoyu kapıp eline tutuşturdum Shiki'nin..

"Al bakalım.."

Hızlıca içmesine yardım ederken, kendimi bir anne şefkatiyle sarmalanmış halde buldum.

"Nasıl olmuş?"

Kendime bu konuda pek güvenememiştim, zira alelacele yaparak bir koşu yetiştirmeye çalışmıştım cappucinoyu. Tabii o an kendi baş ağrımı unutmuş; aynı dediğim gibi, bir şefkatle sarınan bedenim sadece Shiki'nin iyiliğini düşünür olmuştu.Ve bu şefkatin içinde aşkında yer aldığı inkâr edilemez bir gerçek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Keiko Kitagawa
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gece Evi Rpg :: Gece Evi :: 2. Kat :: Profesör Yatakhaneleri-
Buraya geçin: